Suriye Hakkında Genel Bilgiler, Şam, Halep, Syria Tour

SURİYE
Türkiye'nin
güneydoğusunda yer alan ve Türkiye ile 877 km. uzunluğunda ortak kara sınırına
sahip olan Suriye Arap Cumhuriyeti 185.180 km² 'lik bir alanı kaplar. 2001 yılı
verilerine göre ülke nüfusu 17 milyona yaklaşmaktadır.
Suriye'nin doğusunda Irak, batısında Lübnan ve Akdeniz, kuzeyinde Türkiye ve
de güneyinde Ürdün bulunmaktadır. Büyük şehirler; batıda Halep - Şam çizgisinde,
Asi (Orontes) nehri vadisinde ve sahil kesimlerinde yoğundur. Doğu ve güneyde
çöl alanları ön plana çıkarken; yerleşim merkezleri azalır ve önemsizleşir.
Akdeniz ikliminin etkisinde olan ve Türkiye'den Lübnan'a uzanan sahil kesimi
183 km uzunluğundadır. Suriye'nin önemli limanları ve kasabaları burada yer
alır. Başlıcaları kuzeyden güneye doğru; Ras Al Basit, Lazkiye, Jable, Baniyas
ve Tartus'tur.
Ülkenin resmi dili Arapça'dır. Ancak büyük şehirlerde İngilizce, Fransızca veya
Türkçe bilen kişilere sık rastlanır.
Suriye
halkının büyük bir bölümü Sünni, bir kısmı da Şii Müslümandır. Özellikle büyük
şehirlerde kalabalık Hıristiyan cemaatleri de yaşamaktadır.
PARA
BİRİMİ
Suriye'nin para birimi Suriye Lirası veya Suriye Pound'u olarak tanınmaktadır.
Kağıt parala rın bir yüzleri Arap alfabeleri, diğer yüzleri ise Latin harfleriyle
düzenlenmiş ol- duğundan; Arapça bilmeyenlerinde bu paraları ayırt etmeleri
kolaydır. Ülkeye sokulacak döviz miktarında herhangi bir kısıtlama yoktur. Ancak
5000 Amerikan Dolarını aşan değerdeki dövizin ülkeden tekrar çıkarılması sırasında
sorun yaşanmaması için bu miktarın giriş sırasında beyan edilmesi gerekmektedir.

ALIŞVERİŞ
Suriye, Halep ipekleri, telkari işçiliği ve Şam işi denilen sedef kakmacılığı
ile haklı bir şöhrete sahiptir. Halep'in fıstıkları ve bununla yapılan tatlı
çeşitleri ülkeye gelen hemen herkesin rağbet ettiği ürünleridir.
Şam'da;
Hamidiye çarşısı, Suk El-Hamra ve Suk El-Şa'lan, Halep'te ise; Kapalı Çarşı,
Bab'ül Farac ve Tilel Çarşısı alış-veriş yapmak için uygun mekanlardandır.
Uluslar
arası kredi kartları özellikle Şam ve Halep'teki lüks otel ve restoranlarda
kullanılmakla birlikte, pazar ve çarşılarda kabul edilme şansları pek fazla
değildir.
TATİL
GÜNLERİ
Suriye'de hafta sonu tatili müslümanlar tarafından Cuma, Hıristiyanlar tarafından
ise Pazar günleri yapılmaktadır. Ancak Cuma genel olarak devlet dairelerinin,
bankaların ve çarşıların kapalı olduğu gün olarak değerlendirilmelidir.
ŞAM
Suriye'nin başkenti Şam, aynı zamanda Arap dünyasının en eski ve kalabalık şehirlerinden
birisidir. Deniz seviyesinden 690 m. Yükseklikte Barada Nehrinin oluşturduğu
bir vahada yer alan Şam, Arapça Dimeşk ismiyle de tanınır. Coğrafi olarak Ortadoğu'ya
oldukça hakim bir noktadadır. Beyrut'un 110 km. güneydoğusunda, Amman'ın 210
km. kuzeyinde, Bağdat'ın 600 km. batısındadır. Bütün bu kentlere oldukça iyi
karayolu ağıyla bağlıdır.
|
Halep'te
olduğu gibi Şam'da da zengin Suriye mutfağının Türk zevkine hiçte yabancı
olmayan lezzetlerini denemek için her keseye uygun çok sayıda lokanta,
restoran ya da kebapçı bulunur. Nüfusu 4 buçuk milyonu aşan Şam'da görülmesi
gereken tarihi eserlerin arasında Emeviye Camisi ve Selahaddin-i Eyyubi'nin
türbesi ilk sırayı alır. Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı
Süleymaniye Külliyesi,
|
 |
Hamidiye Kapalı çarşısı ve Hicaz demiryolu istasyonu kentteki belli başlı Osmanlı
eserleridir.Şam Valisi Esad El Azim Paşa'nın Müze haline getirilen 17 odalı
saray yavrusu taş konağı Kasr'ül Azm ile Suriye Milli müzesi yine bu şehirdeki
önemli eserlerdendir. Sadece Şam'da 120 civarında Türk eseri bulunmaktadır.
Şam'daki en önemli gezi yerlerinden bazıları şunlardır:
Emeviye
Camisi: Şehrin en büyük, en eski ve görkemli camisidir. Kilise olarak kullanılmakta
iken Şam'ın Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra, 705 yılında Emevi
Halifesi Velid bin Abdülmelik tarafından bir kısmı camiye çevrilmiştir. Daha
sonraları yapılan tadilatlarla genişletilerek bugünkü halini almış ve tamamı
cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Müslümanlar tarafından kıyamete yakın
Hz.İsa'nın yeryüzüne ineceği rivayet edilen "ak minare" bu camiye
aittir. Camide ayrıca, Hz.Yahya Peygamberin kabri ile İmam-ı Hüseyin'in Kerbela'da
Yezid'in adamları tarafından kesilen ve Şam'a getirilen mübarek başlarının defnedildiği
ve ziyaret edildiği bölüm bulunmaktadır. Avluda bulunan 8 sütun üzerine yükselen
hazine kubbesi, kamu hazinesini korumak amacıyla Abbasiler döneminde yapılmıştır.Caminin
ilginç yönlerinden birisi de, dört farklı mezhebi temsilen dört ayrı mihrap
yapılmış olmasıdır. Ünlü İslam alimi İmam-ı Gazali Hz.'leri meşhur eseri İhya-u
Ulumid-din'i bu camide kaleme almıştır. Ayrıca Bediüzzaman Said Nursi Hz.'leri
ünlü Şam Hutesi'ni (Hutbe-i Şamiye) 1911 yılında bu camide irad etmiştir.
Emeviye
camisinin kapladığı 7000 m² 'lik alanda ayrıca Selahaddin Eyyubi türbesi, Hz.Hüseyin'in
kızı Seyide Rukiye Camisi, Türk Şehitliği ve turistik eşya satan bir çok dükkan
bulunmaktadır.
 |
Hamidiye
Çarşısı:
1863 yılında Osmanlı Padişahlarından Sultan Abdülhamid Han tarafından
yaptırılmıştır. Yapı olarak İstanbul'daki kapalı çarşıyı andıran Hamidiye
çarşısı yerli ve yabancıların en çok rağbet ettikleri mekanlardan birisidir.
Genel olarak ipek kumaş, kadın giysileri, çeyizlik ve turistik eşyaların
satılmakta olduğu çarşı yaklaşık bir kilometre uzunluğundadır.
Hicaz Tren İstasyonu: Bugün bile hayata geçirilmek için çaba sarf
edilen Hicaz Demiryolu Projesi'ni ilk olarak Osmanlı Padişahı 2.Abdülhamid
ortaya attı ve Hicaz Demiryolu İradesi'ni 2 Mayıs 1900 tarihinde yayınladı.
|
Hicaz
Demiryolu yapımına ise 1 Eylül 1900'da başladı. Bu proje bir bakıma Bağdat demiryolu
hattının devamıydı. İki demiryolu birleşince İstanbul, Şam üzerinden kutsal
Mekke ve Medine'ye bağlanacaktı. Hesaplara göre İstanbul'dan Mekke'ye demiryolu
ile ulaşım 120 saatte gerçekleşecekti. Proje, Hicaz ve Yemen'de Osmanlı'yı güçlendirecek,
Mısır'da Osmanlı nüfuzunu artıracak, askerleri bölgeye emniyet içinde sevk etmek
mümkün olacaktı. Hattın işçileri 7.500 civarındaki Osmanlı askerleriydi. Demiryolunda
çalışan askerler bir yıl erken terhis ediliyordu. Güzergahta ray döşemenin yanında
köprüler, istasyonlar, hastaneler ve telgraf merkezleri yapılmıştır.

Süleymaniye
Külliyesi: Osmanlı
mimarisinin güzel örneklerinden biri olan Süleymaniye Külliyesi, 1554 yılında
Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Külliye'ye
1566 yılında Süleymaniye Medresesi
|
eklenmiştir. Son derece yalın ve abartısız bir iç mimarî düzene sahip
olan ve Mimar Sinan'ın "Kalfalık eserlerimden biridir" dediği
külliye özellikle Türk ve diğer yabancı turistlerin uğrak mekanlarından
birisidir. Avluda şu anda bir Askeri Müze bulunmasının yanı sıra külliye
kısmında da turistik eşyalar satan bir kaç dükkkanı mevcuttur.
Ayrıca
Külliye içerisinde, 1926 yılında İtalya'nın San Romeo kentinde vefat eden
son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin'in mezarı da yer almaktadır. Son
dönem Osmanlı padişahlarının torunlarından bazılarının mezarlarının da
içerisinde bulunduğu bu küçük mezarlık, sadece Türk ziyaretçilere özel
olarak açılmaktadır. Mezarlığın bakım ve tadilat masrafları ise Türkiye
tarafından karşılanmaktadır.
|
 |
HALEP
Türk sınırlarına yaklaşık 60 km. mesafede bulunan Halep, aynı zamanda Suriye'nin
ikinci büyük şehridir. Denizinden (Lazkiye limanından) 186 km. içeride ve deniz
seviyesinden 379 m. Yükseklikte bulunan Halep, tarihinin en eski dönemlerinden
günümüze kadar gelebilmiş çok eski bir şehirdir. Metropol alanı ile birlikte
nüfusunun 4 Milyon'a yakın olduğu ifade edilmektedir. Büyük bir bölümü Osmanlı
döneminden kalan çarşı, pazar, han ve bedestenlerinin zenginliği ve çeşitliliği
ancak İstanbul, Bursa ve Gaziantep ile karşılaştırılabilir.
Şehrin
nüfus yapısındaki renklilikte yüzyılların tarihi ve kültürel birikimini yansıtmaktadır.
Arapça'nın yanı sıra Halep çarşılarında Türkçe, Ermenice ve Fransızca hala kullanılan
dillerdendir. Halep ünlü ve görkemli kalesinin dışında cami, medrese ve hamamları
kadar büyük kiliseleri ile de tanınır.
Tarih
boyunca ürettiği ipeği ve sabunları ile haklı şöhreti olan Halep'in çevresinde
bol miktarda yetişen fıstıklarla yapılmış tatlıları da çeşitlilik ve lezzet
açısından çok kalitelidir.
Halep'in
günümüzde koruma altına alınmaya çalışılan taş evleri büyük bir mimari zenginlik
örneği sergilerler. Kentte her keseye uygun çok sayıda otel bulunmakla birlikte
batı standartlarında lüks otel sayısı kısıtlıdır.
Halep'teki en
önemli gezi ve ziyaret yerlerinden bazıları şunlardır:
Halep
Kalesi: Şehirden 50.m. yükseklikteki doğal bir tepenin üstüne kurulmuş Halep
Kalesi'nin yerinde, çok eskiden bir Hitit Tapınağının olduğu bilinmektedir.
Daha sonra bir Yunan Tapınağı'na çevrilen yapı, 10.yy'da
 |
Hamadani
hanedanı döneminde Seyf Ed-Devle, tepeyi haçlı ordularına karşı stratejik
bir kale olarak tahkim etmiştir. Bugünkü
Halep Kalesi, Selahaddin-i Eyyubi'nin oğlu Malik el Zahir Gazi döneminde
şehrin merkezi olarak yenideninşa
edilmiş ve çevresi 20 m. derinliğinde bir hendekle güçlendiril-miştir.
Giriş kapısı, hendeğin üstüne açılır bir köprüyle karşıya bağlanmıştır.
Yapı itibariyle Gaziantep Kalesine
|
benzeyen kalenin aynı kişilerce yapılmış olduğundan söz edilmektedir. Birkaç
yıldan beri restorasyon çalışmaları devam eden kaleye özellikle yabancı turistler
yoğun ilgi göstermektedir.
Zekeriya
a.s. Camii (Umeyyed Camii): Şehrin en eski ve en ünlü camisidir. Halep kent
merkezinde olan caminsin yapımına Emevi Halifesi El Velid Bin Abdülmelik tarafından
başlanmış ve 715-717'de Halife Süleyman döneminde bitirilmiştir. Memlüklüler
ve Osmanlılar döneminde tamirler ve ekler yapılmıştır. İçerisinde Hz. Yahya'nın
babası olan Hz. Zekeriya peygamberin türbesi de bulunmaktadır.

 |
Halep
Kapalı Çarşısı: Sokaklarının uzunlukları toplamının 10 km.den fazla
olduğu söylenen çarşının büyük bir kısmı 15. Yüzyılda yapılmıştır. Ortadoğu'daki
en uzun çarşı niteliğinde olan bu çarşı, birbirini takip eden hanlardan
oluşmaktadır.
Çarşı içindeki çok sayıda kervansaray günümüzde imalathane olarak kullanılır.
Bu büyük çarşıda işkollarına göre
|
ayrılmış esnaflar genel olarak; turistik eşyalar ile baharat, halı-kilim, ip,
giysi, dokuma, el işleri ve baharat satarlar.
Bimaristan:
Memluk Valisi Argun Al Kamil tarafından akıl hastaları için yaptırılan Bimaristan,
bir zamanlar su ve müzikle tedavinin etkin olarak kullanıldığı önemli bir tarihi
sağlık merkezi olarak kullanılmaktaydı. Halep'teki ilginç eserler arasında yer
alan bu mekan turistler tarafından da ilgiyle gezilmektedir.
HUMUS
Suriye'nin üçüncü büyük şehridir. Halep-Şam karayolu üzerindeki bu kalabalık
endüstri şehri Hama'ya 47 km mesafededir. Suriye'nin diğer şehirlerine göre
yapıların ve temizliğin daha düzenli olduğu göze çarpan şehir, turizm açısından
pek çekici olmasa da; önemli tarihi eserlere ulaşım açısından önemli bir konuma
sahiptir. Halid Bin Velid Hz.'lerinin türbesinin de içerisinde bulunduğu cami
bu şehirdedir.
|
HAMA
Suriye'nin dördüncü büyük şehridir. Şehrin tarihi, M.Ö. 5000 yıllarına
dayanır. Asi Nehri, şehrin içinden geçer. Doğu dillerinde Hama "kale"
anlamına gelir. Asi Nehri üzerindeki su dolaplarından ötürü Medinetün-Nevair
(Su dolabı şehri) de denilir. Yunus Emre'nin adına şiir yazdığı namı diğer
Dertli Dolap bu şehirdedir. Dünyanın en eski su değirmenleri niteliğinde
olan ve halen dünyada 17 tane örneği bulunan dolap, eskiden şehre su nakli
için yapılmıştır.
|
|
BUSRA
Şam'ın yaklaşık 130 km. kadar güneyinde, Ürdün sınırına yakın bir bölgede olan
Busra kenti Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden birisidir. Romalılar zamanında
yapılmış olan antik anfitiyatro ile, Selçuklular döneminden kalan han ve hamamlar
şehrin görülmesi gereken yerlerindendir.
Busra
asıl anlam ve önemini Peygamberimizin bu beldeyi şereflendirmesiyle kazanmaktadır.
Hz.Muhammed (s.a.v.) 12 yaşında iken amcası Ebu Talip'le bu beldeye gelmiştir.
Burada yaşayan Bahira adındaki bir rahip, Hz.Muhammed (s.a.v.)'in peygamberlik
nişaneleri taşıdığını amcasına anlatmıştır. Burada bulunan ve Rahip Bahira'nın
Hz.Muhammed (s.a.v)'in peygamber olacağını keşfettiği Manastır, hâlâ ziyarete
açıktır.
MALULA
Hz.İsa ve annesi Hz.Meryem'in 16 yıl yaşadığı, Şam'a 56 km. mesafedeki Hıristiyan
köyü Malula'da halen yoğun olarak Hıristiyanlar yaşamaktadır. Hz. İsa'nın konuştuğu
dil olarak bilinen ve bu gün tamamen unutulmanın sınırına gelmiş "Aramice"
isimli antik bir dil bu beldede hala konuşulmaktadır.
PALMİRA
Tedmur adıyla da bilinen Palmira, Humus şehrinin 155 km. doğusunda olan, dünyanın
en eski yerleşim birimlerinden birisidir. Burada antik Palmira şehrinin harabeleri
bulunmaktadır. Suriye çölünün ortasında kalan bu tarihi kent Halep ve Şam'a
uzak olduğu için ülkeye kısa süreli gelen yabancılar tarafından pek fazla görülememektedir.
Eski çağlarda İran körfezini uzaklardaki Akdeniz ile birleştiren kervan yolları
üzerinde bulunan bu kentin tarihi, milattan önce 19. yüzyıla kadar gitmektedir.
Bizans ve Roma dönemlerinde ise Palmira Hint Okyanusu ile Akdeniz arasında zengin
ve canlı bir kent olarak parlamıştır. Milattan sonra 273 yılında Roma yönetimine
karşı ayaklanmasını yerle bir edilerek ağır bir şekilde ödeyen Palmira,bir daha
hiçbir zaman kendini toparlayarak eski ihtişamlı günlerine dönememiş ve özellikle
17. yüzyılda insanlar tarafından tamamen terk edilerek bir hayalet kente dönmüştür.

SURİYE'DE
BULUNAN ve MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN
ZİYARET EDİLEN BAZI MEKANLAR
Zeyd
ibn-u Sabit (r.a.) anlatıyor: Biz bir gün Rasulullah (s.a.v.)'in yanındaydık.
Rasulullah; "Şam'a ne mutlu" buyurdular. Ben "Bu mutluluk nedeni
nereden geliyor ey Allah'ın Resulü" diye sordum. Buyurdular ki: "Çünkü
(Rahmanın melekleri) onun üzerine kanatlarını geriyorlar."
(Tirmizi,Menakip)
Suriye
ve özellikle Şam şehri, tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış,
bir çok önemli olaylara sahne olmuş, bunun yanında da önemli şahsiyetleri toprakları
üzerinde ağırlamıştır.
Müslümanlar
tarafından Mübrarek Şehir olarak kabul edilen Bilad'uş Şam'da (Şam ve civarı)
peygamberler, bir çok sahabe, İslam alimi ve evliya türbeleri bulunmaktadır.
İşte bu ziyaret yerlerinden bazıları:
Hz.Zekeriyya
(a.s.): Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biri. Soyu Davud (a.s.)'a dayanmaktadır.
Kur'an'da anılan dualarından (Meryem 16/6)
anlaşıldığına göre, soyu daha sonra Yakub (a.s.)'a varmaktadır. Zekeriyya (a.s.)
İsrailoğulları'nın peygamberi olduğu gibi, aynı zamanda onların bilgini, reisi
ve müşaviri yani danışmanı idi. Zekeriyya (a.s.) ömrünü ibadetle ve insanları
Yüce Allah'a inanmaya ve O'nun yolunda yürümeye çağırırdı. Fakat tüm bunlara
rağmen önünü göremeyecek kadar gözü dönenler onu şehid ettiler.
Hz.Yahya
(a.s.): Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından,
Kur'an'da: "Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu
adı daha önce kimseye vermemiştik" (Meryem, 19/7) ayeti ile haber verildiğine
göre; Yahya (a.s.), Zekeriya (a.s)'ın oğlu idi. İsâ (a.s)'dan altı ay önce dünyaya
gelmiştir. Dolayısıyla, Musa (a.s)'nın
 |
şeraitiyle
amel eden peygamberlerin sonuncusudur. Küçüklüğünden itibaren saygılı
ve ibadet ehli olduğu Kur'an'da şöyle haber verilmiştir. "(O'na çocukluğunda):
Ey Yahya! Kitabı kuvvetle tut! (dedik). Henüz çocukken ona hikmeti verdik
(Tevratı öğrettik). Tarafımızdan (ona) bir kalp yumuşaklığı ve (günahlardan)
temizlik (verdik).
|
O,
çok muttaki idi. Anasına ve babasına itaatli idi. Serkeş ve asi değildi. Dünyaya
getirildiği gün de, öleceği gün de, diri olarak (kabirden) kaldırılacağı gün
de, ona selam olsun!"
Yahya
(a.s)'da, babası Zekeriyya (a.s) gibi milleti tarafından şehid edildi.
Hz.
Hüseyin (r.a.): Hz.Hüseyin (r.a.); Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.)'in küçük
torunudur. Hicretin dördüncü yılında Medine'de doğmuştur. Ağabeyi Hz.Hasan'dan
1 yaş küçüktür. Resulullah, onu ve ağabeyini çok sever, zaman zaman onlarla
oyun bile oynardı. Bazen namaz kılarken Hz.Hüseyin ve Hz.Hasan O'nun mübarek
sırtına çıkar, O'da torunları düşmesin diye dikkat eder, secdeyi uzatırdı.
Her
hareketiyle Peygamberimize benzeyen Hz.Hüseyin, Hicretin 61.senesinde Küfe'liler
tarafından hilafet vazifesini yüklenmek üzere çağırıldı. Aile ve efradını yanına
alarak Küfe'ye doğru yola çıktı. Ancak Hz.Muaviye'nin yerine halife olan Yezit'in
gönderdiği kuvvetli orduları tarafından Hz.Hüseyin, Kerbela'da sıkıştırılarak
şehid edildi. Vefatı sırasında 57 yaşında bulunuyordu. Mübarek başının bulunduğu
makam şu anda Şam'daki Emevi camiinin yanındaki özel bölümde ziyaret edilmektedir.
Bilal-ı
Habeşi Hz.'leri (r.a.): Hz. Peygamber'e ilk iman edenlerden biri ve sonradan
ona müezzin olan sahabî. İslâm tarihinde unutulmaz yeri olan Bilâl-î Habeşî,
aslen Habeşistan'lıdır. Bilâl, İslâm'ın ilk tebliğ yıllarında Ümeyye b. Halef'in
kölesiydi. İslâm'ın ortaya çıktığı yıllarda bir çok kimse soylarının yüksekliğine,
şirk toplumu içindeki nüfuzlarına bakarak kavim ve kabîle taassubuna düşmüş,
İslâm'a cephe almış ve sapıklıkta kalmışlardı. Bilâl b. Rebah gibi kimseler
de zayıf ve acizliklerine rağmen hak davete uyup şirkten kurtulmuşlardı. İşte
Bilâl b. Rebah (r.a.) İslâm davetine ilk icabet edenlerden biriydi. Hz. Bilâl'in
doğruluk ve ahlâkı, İslâm'a bağlılığı bütün çağdaşları tarafından aynı derecede
takdir edilmekte ve övülmekteydi. Artık o, siyahî bir köle değil, ashabın ileri
gelenlerinden ve İslâm devletinin yönetiminde söz sahibi olan müminlerden biriydi.
Peygamber
efendimizin vefatından sonra gördüğü bir rüya üzerine Medine'ye gitmiştir. Burada
Hz.Hasan ve Hüseyin'in ısrarına dayanamayarak Medine'de sabah ezanını okumuş,
okuduğu ezanla Resulullah'ın hasretiyle tutuşmuş olan bütün ahali sokağa dökülerek
Resulullah'ın sağ olduğu günleri hatırlamış ve sanki Resulullah kalkmış ta Bilal'e
ezan okutmuşçasına herkes hıçkırıklara boğulmuştu.
Tekrar
Şam'a dönen Bilal-ı Habeşi Hz.'leri, 642 yılında Şam'da vefat etmiş, Ehli Beyt
Mezarlığı olarak bilinen (Bab'üs Sağir) mezarlığa defnedilmiştir.
Abullah
Bin Ümmi Mektum (r.a.): Peygamberimizin İslamiyet'i anlatmaya başladığı
ilk zamanlarda iman ile şereflenerek Müslüman oldu. Ãmâ olup, bazı savaşlarda
Peygamberimiz kendisini Medine'ye vali olarak bırakırdı. Peygamberimiz kendisine
çok iltifat edip, daima gönlünü alırdı. 636 sene- sinde Kadisiye savaşında şehit
olduğu rivayet edilen Abdullah Bin Ümmi Mektum'un, Şam'daki Bab'üs Sağir mezarlığında
türbesi bulunmaktadır.
Halid
Bin Velid Hz.'leri (r.a.):
Hz. Peygamberin, hakkında "ne güzel kul" diye buyurduğu sahabî. Lakabı
Seyfullah (Allah'ın Kılıcı)'dır. Hz. Peygamber (s.a.s.) Mute savaşındaki başarısından
ötürü onu Allah'ın kılıcı diye övmüştür. Yedinci hicrî yılında Müslüman olmuştur.
Suriye sınırında Bizanslıların ordu hazırladıkları haberi gelince hilafet merkezinden
Şam'a gitmesi emri verildi. Hz.Halid şehri muhasara etti ve hicri on dördüncü
yılında zaptetti. Daha
sonra Humus'u fethetti. Yermük savaşında Bizanslıları
|
bozguna uğrattı. Kudüs'ü kuşattı ve teslim aldı. Böylece bütün Suriye
mıntıkası Müslümanların eline geçti. Vefatı sırasında "Vücudumda
hiçbir yer yok ki, bir kılıç, mızrak veya ok yarası bulunmasın. Ama şimdi
yatağımda uzanarak ölüyorum, cephelerde ölmeliydim. Savaşlarda ölümü aradım
ama ölüm bana oralarda nasip olmadı. Korkakların gözü aydın olsun! Artık
İslam'ın Halid'i yok" dediği rivayet edilir. Kabri Suriye'nin 3.büyük
şehri, Hz.Ömer döneminde valilik yaptığı Humus'ta Halid Bin Velid Camii'nde
bulunmaktadır. Türbedeki kabrinin yanındaki küçük kabir de Hz. Halid'in
oğlu Abdurrahman'a aittir. Ayrıca cami içerisinde Hz. Ömer'in oğlu Ubeydullah'ın
kabri de vardır.
|
 |
 |
Seyide
Zeynep (r.a.): Peygamber Efendimizin torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatma'nın
kızları, İmam-ı Hasan ve Hüseyin'in kız kardeşidir. Kabri (diğer bir rivayete
göre ise makamı) Şam'daki Seyide Zeynep camii içerisindedir. Hz.Zeynep
(r.a) Kerbela vakasını bizzat yaşamış,bütün yakınlarının ölümünü izlemiş,
çok cefalar çekmiş, yüksek manevi makamlara sahip hanımlar arasındadır.
Mevlana
Halid-i Bağdadi Hz.'leri: M.1779 (H.1224) yılında Irak-Süleymaniye'nin
Karadağ kasabasında doğmuştur. Zamanın ünlü hoca ve alimlerinden eğitim
görmüş, Arapça ve Farsça nazım ve nesirdeki üstünlüğü ile en önde gelen
belagat alimleri seviyesine yükselmiştir. Mevlana Halid
|
(k.s.)
dini ilimlerin yanı sıra matematik, geometri, astronomi ve coğrafya tahsil eder.
Hicri 1224 yılında Hindistan'ın Cihan Abad şehrine giderek, orada Şeyh Abdullah
Dehlevi Hz.'leri'nin mürşitliğinde Nakşibendi tarikatının eğitimine girer. Kısa
süre sonra "irşad icazeti" alarak beş tarikata halife olur. Daha sonra
Bağdat'a yerleşerek burada on yıl kaldıktan sonra Şam'a yerleşir.Kaldığı
her yerde, kalabalık insan gruplarının izdihamı içerisinde bir çok alim ve emir
onu ziyarete gelir. Gelenleri çeşitli ilmi konularda yetiştirmeye çalışır ve
irşad eder. Miladi 1827 (H.1242) yılında Şam'da vefat eder ve buraya defnedilir.
Muhyiddin-i Arabi Hz.'leri: İsmi, Ebu Bekir Muhammed Bin Ali olup, İbn-i
Arabi ve Şeyh-i Ekber lakaplarıyla meşhur olmuştur. Dini ihya eden manasında
Muhyeddin ismini de almıştır. Ünlü mutasavvıf, 1165 yılında Endülüs'teki Mürsiyye
kasabasında doğmuştur.
Mükemmel
bir dini ve fenni ilim tahsili yapan Muhyeddin-i Arabi Hz.'leri, kendisinden
yüzlerce sene sonra ortaya çıkacak olan telgrafın çalışma tekniğini bildirmştir.
Yüzyıllar sonra Edison'u dahi "üstadım" demek mecburiyetinde bırakmıştır.
Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'u fethedeceğini ve Yavuz Sultan Selim Han'ın
Şam'a geleceğini keşif yoluyla haber vermiştir.
Şeceret-ün-Numaniyye
fi Devlet-il-Osmaniyye isimli eserinde; "Sin Şın'a gelince, Muhyiddin'in
kabri ortaya çıkar" buyurdu. Muhyiddin-i Arabi Hz.'leri Şam'da, kalbi para
sevgisiyle dolu bir grup kimseye; "Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır."
dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar ve 1240 yılında 75 yaşında iken
Şeyhi şehit ettiler. Halk onu Şam'da bir yere defin etti ve büyüklüğünü anlayamadıkları
için de kabrinin üzerine çöp döktüler. 276 yıl sonra Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan
Selim Şam'a girdiğinde "Sin Şın'a girince benim kabrim ortaya çıkar"
sözünün ne demek olduğun anladı ve araştırarak Muhiddin'i Arabi Hz.'lerinin
kabrini buldu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına
cami ve imaret yaptırdı. Ayrıca Şeyh Muhiddin'in vefatından önce ayağını yere
vurarak; "Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır" buyurduğu yeri
tespit ettirip, orayı kazdırdı. Orada küp içinde altın çıktığı görüldü. Bundan
"Siz, Allah'ü Teala'ya değil de, paraya ve altına tapıyorsunuz" demeyi
kasdettiği anlaşıldı.
Hz.
Ebu'd-Derda (r.a.): Resulullah (s.a.v.)'in, Kur'an, fıkıh ve hadis ilimlerinde
önde gelen ashabından biri. Hazrec kabilesine mensuptur. Şam fâkihi diye meşhurdur.
Peygamberimizden bir çok hadis rivayet etmiştir. İlim hakkında şöyle buyurmuştur:
"İlim ancak arayıp, öğrenmekle olur. İlim için sabah çıkıp, akşam dönmenin
cihad olmadığını sanan kimsenin aklı eksiktir." Ebu'd-Derda Hz.Ömer zamanında
Şam kadılığına getirilmiş ve hicretin 32. yılında burada vefat etmiştir.
Ömer
Bin Abdulaziz (r.a.): Emevî halîfelerinin sekizincisidir. Annesi, Hazret-i
Ömer'in oğlu Âsımın kızıdır. Kendisinden "Adâlette ikinci Ömer" olarak
söz edilir. Ayıca Müslümanlar Ömer Bin Abdulaziz'i İslam'ın 5. Halifesi olarak
kabul ederler. Doğum yeri ve tarihi konusunda değişik rivayetlerin bulunduğu
Ömer Bin Abdülaziz'in Medine'de doğduğu rivayeti kuvvetli görüşlerdendir. Babası
Abdülaziz'in Mısır âlisi olması münasebetiyle hayatının büyük bir bölümü orada
geçmiştir. Daha sonra babasının isteği üzerine Medine'ye giden Ömer b. Abdülaziz
eğitimini orada tamamlamaya çalışmıştır.
Halife Süleyman b. Abdülmelik'in ölümünden sonra Halife seçildi. Abdülmelik'in
oğulları Yezid ve Hişam tarafından buna itiraz edilmişse de halkın teveccühüyle
bu iş tamamlandı ve Ömer b. Abdülaziz Halife oldu. Halife Ömer, Müslüman olanların
hangi ırktan olursa olsun diğer Müslümanlarla eşit olduklarını açıkladı. Onlardan
vergi (haraç) alınmayacağını ifade etti. Savaştan ziyade barışı esas alan Ömer,
bu tutumundan dolayı birçok kabilenin Müslüman olmasını sağladı.
İki sene beş aydan fazla sürmemiş olan Hilafeti esnasında, içte ve dışta fevkalade
hayırlı işler yapmıştır. Fitnecilerin fitnesine maruz kalan Halife, hicrî 101
yılının Recep ayında vefat etti. Mezarı Halep'e 80 km mesafede bulunan Maarratün-Numan
mevkiindedir.
Selahaddin-i
Eyyubi: Tarihteki büyük komutanlardan Selahaddin-i Eyyubi 1137 yılında doğdu.
Haçlı seferlerine ilk karşı koyan büyük kumandan, Haçlı orduları tarafından
işgal edilen Kudüs'ü 1187 yılında yeniden fethetmiştir. Selahaddin-i Eyyubi,
İslam dünyasında yetişen, ama Batılılarca da takdir edilen büyük bir kahramandır.
Gerek Doğulu, gerekse Avrupalı kalemler tarafından hayatı, kahramanlığı, zaferleri,
hoşgörüsü ile en çok merak edilen ve bu vesileyle romanlara, hikayelere, filmlere
konu olan nadir tarihi şahsiyetlerden birisi bu büyük hükümdardır. Salahaddin-i
Eyyubi'nin mezarının bulunduğu türbe Emeviye Camisi yanında bulunmaktadır. Aynı
türbe içerisinde bulunan diğer mezar ise eşine aittir.
Ayrıca Selahaddin-i Eyyubi türbesinin avlusunda, 1914 yılında Filistin'de uçakları
düşen ve ilk hava şehitlerimiz olan Fethi Bey, Sadık Bey ve Nuri Bey'in mezarları
bulunmaktadır.
Derleyen:
Altınoluk Turizm / Mehmet Aşkın
Suriye Turu, Suriye Turları, SURİYE TURU

|